11  Portföyün Yeniden Dengelenmesi ve Çeşitlendirme

Portföy bir kez kurulup bırakılmaz. Piyasadaki dalgalanmalar zamanla payları kaydırır ve portföyün getiri–risk düzeyi yatırımcının hedeflediği yerden sapar. Bu düzeye geri dönmek için yapılan işleme portföyün yeniden dengelenmesi denir.

Dersin bu son bölümünde önce yeniden dengelemenin ne olduğunu ve portföy yönetiminin pratik kurallarını sıralıyor, sonra çeşitlendirmenin nereye kadar işe yaradığını — ve hangi noktada durduğunu — görüyoruz.

11.1 Bir Portföyün Yeniden Dengelenmesi

Tanım 11.1 (Yeniden Dengeleme) Bir yatırımcı portföyünü hazırlarken kendine belirli bir risk ve getiri oranı tespit eder; yatırımını bu hedefe göre yapar. Zaman ilerledikçe pazarda oluşan dalgalanmalar sonunda mevcut portföyünün getirisi ve riski hedeflediği değerden sapmış olabilir. Yatırımcının portföyünü tekrar eski hedeflediği getiri–risk düzeyine getirmek için portföyünde yaptığı değişikliğe portföyün yeniden dengelenmesi denir.

Bunun için daha önceki bölümlerde öğrenildiği şekilde yeni verilerle tekrar hesap yapılır ve portföyün nasıl olması gerektiği tespit edilir. Bu amaçla elindeki bazı hisselerin satılıp yerine başka varlıkların alınmasına karar verilir.

Portföy oluştururken ve portföyü dengelerken dikkat edilmesi gereken temel prensipler şunlardır:

  1. Risk taşıması ancak uzun vadelerde dengelenebilir.
  2. Bir yatırımda güven isteniyorsa getiriler düşük seviyede tutulmalıdır.
  3. Risk ve kazanç birbirlerine ayrılmayacak derecede karışmışlardır. Yüksek risk olmadan yüksek getiri beklemeyin; düşük getiriye razı olmadan güven beklemeyin.
  4. Standart sapmasını bilmediğiniz bir hisse senedini satın almayınız.
  5. İstatistiki sonuçlara göre hisse senetleri uzun süre elde tutulmalıdır. Borsanın kısa dönem değişimlerinden etkilenmeyip endişelenmeden beklenmelidir.
  6. Uzun vadelerde hisse senetlerinin tahvil ve bonolardan daha yüksek getiri sağladığı istatistiki olarak tespit edilmiştir.
  7. Bazen bir portföyün riskini küçültmek için portföye küçük miktarda çok riskli bir hisse senedi eklenebilir.
  8. Riskli bir hisse senedi elde ne kadar uzun süre tutulursa zayıf bir sonuç elde etme şansı o kadar azalır.
  9. Bir hissenin yeteri kadar uzun bir dönemdeki sonuçları bize bu hissenin gelecekteki getiri ve riskleri için iyi bir rehber olur.
  10. İki varlığın uzun vadedeki getirileri ve riskleri benzer ise ve aralarındaki korelasyon zayıf ise, bunlar arasındaki en uygun karışımlar %\(50\)–%\(50\)’ye yakın olanlarıdır.
  11. Eğer iki varlığın uzun vadede benzer getiri ve riskleri varsa ve aralarındaki korelasyon tam değilse, bu ikisini belli bir oranda karıştırmak riski azaltır ve getiriyi artırır.
  12. Bir portföyün yeniden dengelenmesi ayda bir, \(3\) ayda bir, \(6\) ayda bir veya en az senede bir defa olmalıdır. Bir hisse senedi iyi sonuç vermişse onun portföydeki riski artar; dolayısıyla yeterli bir miktarı satılarak bu para ile daha zayıf performans gösteren varlıklara yatırılmalıdır. Böylece hedeflenen getiri–risk düzeyi elde tutulmuş olur.
  13. Belirsiz olan ortamlarda portföyü farklı varlıklar ile çeşitlendirmek en iyisidir.
  14. Bir portföy ne kadar çeşitlendirilse de riski tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Her zaman fazladan bir piyasa riski söz konusudur. Unutulmamalıdır ki ekonomik felaketler ulusal sınır tanımazlar.
  15. İki varlık arasında yapılan korelasyon hesapları aylık, \(3\) aylık, \(6\) aylık veya yıllık yapıldıklarında farklı çıkarlar. Bir portföyün yeniden dengelenmesi en küçük korelasyonun olduğu periyotta yapılmalıdır.
  16. Portföyün yeniden dengelenmesi riskin azaltılması yanında ayrıca psikolojik rahatlama da sağlar.
  17. Küçük riskli portföyler daha çok kısa vadeli iç borçlanma senetleri (bonolar vb.) içermelidir.
  18. Portföye yatırdığınız paraya tekrar ne zaman nakit olarak ihtiyacınızın olabileceğini baştan düşünün. Eğer yatırdığınız paraya uzun süre ihtiyacınız olmayacaksa, portföyünüzde hisse senetlerine o kadar fazla yer verebilirsiniz.
İpucuYedinci prensip nasıl olabilir?

“Riski küçültmek için çok riskli bir hisse eklemek” ilk bakışta çelişkili görünür, ama Örnek 10.2’de tam olarak bunu gördük: \(B\) hissesinin riski (\(137{,}70\)) \(A\)’nınkinden (\(68{,}74\)) iki kat fazlaydı; buna rağmen %\(20\) oranında eklenmesi portföyün riskini \(57{,}00\)’ye düşürdü. Önemli olan hissenin tek başına riski değil, diğerleriyle aynı anda hareket edip etmediğidir.

11.2 Çeşitlendirmenin Faydası

Tanım 11.2 (Çeşitlendirme) Portföydeki hisse senetlerinin sayısını artırdığımızda standart sapmanın, yani riskin azalmasına çeşitlendirme denir.

Yani çeşitlendirme yoluyla riski azaltmak mümkündür. Hisse senedi sayısı arttıkça hesapların basit hesap makineleriyle yapılması zorlaşır; bunun için bilgisayar kullanılması zorunlu olur. Hisse senedi sayısının artması hâlinde portföyün riskinin nasıl azaldığı aşağıdaki grafikte gösterilmektedir.

0 10 20 30 40 50 0 20 40 60 80 100 portföydeki hisse sayısı risk (%) piyasa riski: çeşitlendirme ile yok edilemez 15 hisseden sonra kazanç çok azalır
Portföye yeni hisse eklendikçe risk düşer, ama düşüş hızla yavaşlar ve bir tabana dayanır: hisselere özgü riskler birbirini götürebilir, piyasanın tamamını etkileyen risk götüremez. Bu yüzden 15–20 hisseden sonra yeni hisse eklemenin faydası küçüktür.

\(2013\) Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Eugene Fama tarafından yapılan bir çalışmada, portföye giren hisse senetleri arasında korelasyon katsayısının \(1\)’den küçük olması ve her bir hissenin payının aynı olması koşulu ile portföydeki hisse senedi sayısı \(15\)’i geçtikten sonra riskin %\(4\) civarında olduğu gösterilmiştir.

ÖnemliÇeşitlendirmenin sınırı

Grafikteki eğri sıfıra inmez, bir tabana dayanır. Hisselere özgü riskler (bir şirketin fabrikasının yanması, yöneticisinin istifası) birbirini götürebilir; ama bütün piyasayı birlikte etkileyen riskler (kriz, savaş, faiz kararı) götüremez. Bu yüzden çeşitlendirme ile yok edilemeyen kısma piyasa riski denir ve \(14\). prensipte söylenen tam olarak budur.

Böylece dersi, başladığımız yerin tam karşısında bitiriyoruz: ilk bölümde paranın zaman içindeki değerini kesin olarak hesaplıyorduk; son bölümde ise geleceğin belirsiz olduğunu kabul edip bu belirsizliği ölçmeyi ve yönetmeyi öğrendik. Finans matematiğinin iki yarısı budur.